İmam Hatipler Eski Günlerine Geri Döndü
05.09.2026 13:52 6 görüntülenme

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, imam hatip okullarının tarihi süreci, vesayet dönemleri ve geçirilen dönüşüm üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

​Bakan Tekin, 28 Şubat sürecinde birçok imam hatip okulunun kapandığını hatırlatarak, gelinen noktada bu okulların yeniden eski gücüne kavuştuğunu belirtti. Konuşmasında geçmişte yaşanan zorluklara ve vesayet yapılarına değinen Tekin, şunları söyledi:

​"İmam hatip okullarının birçoğu kapanmıştı. Şu anda yeniden 28 Şubat'tan önceki noktaya gelmiş durumda. O yüzden Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi, milletimizin duası ve teveccühü ile birleşince söndürülmek istenen bu kandil çok şükür yeni tutuştu. Kesilmek istenen köke can suyu yeniden yürüdü. Bu ruh halidir. Bir gün bu sıralarda mezun olacak, diplomamızı alıp kendi yolunuza karar vereceksiniz ancak hangi mesleği seçerseniz seçin, bu ruhtan, bu mensubiyetten asla ayrılmadan, dimdik durmak size bizlerin mirasıdır. İnanıyorum ki, siz de bu mirasa sahip çıkacaksınız. Katıldığım her ortamda ifade ettim, bundan sonra da imtina etmeyeceğim. Biz bugünlere, başımız dik yürüdüğümüz bu aydınlık yola kolay kavuşmadık. Bir asra yakın bir zaman; bu milletin kendi diliyle, kendi inancıyla yetiştirme iradesi karşısına dikilmiş kaskatı vesayet duvarları ile imtihan olundu. O duvarlar her devirde bir başka surete büründü, kah bir yasal soğuk yüzüyle karşımıza çıktı, kah bir darbenin çizme sesleriyle karşımıza çıktı, kah milletin bağına sokulmuş hain bir şebekenin maskesiyle karşınıza çıktı."

​Darbeler ve Vesayet Odakları Vurgusu

​Türkiye'nin yakın tarihindeki kırılma noktalarına dikkat çeken Tekin, 28 Şubat, 12 Eylül ve 15 Temmuz süreçlerinin arkasındaki zihniyetin aynı olduğunu savunarak sözlerini şöyle sürdürdü:

​"28 Şubat'ın o ağır ikliminde gördüğümüz çehreyle, 15 Temmuz gecesi tankların gölgesinde gördüğümüz çehre aslında aynı köhne zihniyetin farklı zamanlardaki iki ayrı maskesiydi. Her ortamda dile getirdim; 28 Şubat iradesi, kendilerine en büyük paydaş olarak, FETÖ'yü seçmişti. Bunun en büyük delili, o dönem FETÖ liderinin hiç unutmuyorum, Yalçın Doğan'la yaptığı röportajında; 'Okullarımızın anahtarını eğer isterlerse, 28 Şubat iradesine seve seve veririm' demişti ki aynı şahıs 12 Eylül darbesini de alkışlarla karşılamıştı. Şimdi bu örnekleri gördükten sonra 12 Eylül darbesiyle 28 Şubat darbesiyle 15 Temmuz'u yapan kişilerin aynı kişiler olmadığını iddia etmek mümkün müdür? İşte bu bedeli bize ödetenler, yani bütün bir asra yayılan bu kuşatma ortamını kuranlar hesaplarını da sağlıklı tutmuşlar. Bir neslin hafızasını silmek üzere, bir milleti kendi köküne yabancılaştırılmak üzere, zamanın ve tahakkümün sabrıyla mümkün kıldıklarını sandılar. Lakin gözden kaçırdıkları bir hakikat vardı. Kul hesap yapar var ama nihai hükmü veren hesapların en hayırlısını kuran Rabbülalemin'dir."

​"Gözyaşı ve Mücadele Var"

​Programda söz alan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ise imam hatip okullarının bugünlere kolay gelmediğini vurguladı. Arpaguş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

​"İmam hatip okullarının tarihine baktığımızda büyük bir emek, özveri ve mücadele görüyoruz. Bu güzide okulların bu günlere gelmesinde nice fedakarlıklar var. Nice zorluklar, sıkıntılar, gözyaşı var. Bu vesile ile geçmişten günümüze bu kutlu yürüyüşe omuz veren bütün büyüklerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz."